taka
Görünüm
| Ayrıca bakınız: taka- |
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]taka (belirtme hâli takayı, çoğulu takalar)
- (deniz taşıtları) Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi.
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 175 , Kavis Kitap
- "Yakanın biri pas içindeydi.Takalar balıkçı motorları, sabahlamış kadrolu ayyaşlar."
- 2020: Mehmet EROĞLU, 2020 Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 45 , İletişim Yayınları
- "Otuz-kırk metre sonra kosterlerin yerini, rıhtıma kıçtan yanaşmış küçük takalar almıştı."
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 175 , Kavis Kitap
- (mecaz) (kara taşıtları) Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kulanılan bir söz.
- (mobilya, halk ağzı) Kapaksız küçük gömme raf; sergen
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 254 , Kavis Kitap
- "Merteklerin hemen aşağısında küçük bir girinti var ecza dolabi gibi. Taka bu hocam. Önemli eşyaları koruz buraya."
- 2009: Cem KALENDER, 2009 Klan, sayfa 254 , Kavis Kitap
- (giyim, evlilik)(İzmir ağzı) Sırma telle işlenmiş kadife ya da kalın ipekli eski gelin giysisi.
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944 Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 95 , Ülkü Basımevi
- "Şalvar - Taka: İstifo denen kumaştan portakal sarısı. Boylu boyunca açık koyu sarı ve mor çizgiler uzanmakta ve alımlı bir desen teşkil etmektedir. Paçaları boldur ve ayak bileklerine bağlıdır; kumaş ayak üzerine dökülür. (Çağlakta nişanlı kızları farkettiren üç alâmetten biri takadır."
- 1944: Ekmel İZDEM, 1944 Dünkü - Bugünkü Akhisar, sayfa 95 , Ülkü Basımevi
Çağatayca
[düzenle]Ad
[düzenle]- Kullab, çengel, sargı
Kaynakça
[düzenle]- KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.