still

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

İngilizce[düzenle]

Ön ad[düzenle]

Dinle (ABD aksanı).

still

[1] kıpırdamadan veya ses çıkartmadan
[2] sakin, hareketsiz (su, hava vs.)
[3] gazsız, karbonatsız, köpürmeyen (içecek)

Örnekler[düzenle]

[1] She sat very still, her eyes closed.
[2] a still autumn day

[düzenle]

still

[1] derin sessizlik ve sakinlik
[2] hareketsiz fotoğraf, genellikle bir film karesi.

Örnekler[düzenle]

[1] the still of the night
[2] film stills

Belirteç[düzenle]

still

[1] şimdiye kadar, şu an bile, hâlâ, hâlen
[2] Yine de
[3] Hatta, daha da

Örnekler[düzenle]

[1] He still lives with his mother.
[2] I'm afraid he's crazy. Still, he's harmless.
[3] Write, or better still, type, captions for the pictures.

Eylem[düzenle]

still

[1] hareketsiz veya sessiz hale getirmek

Örnekler[düzenle]

[1] She raised her hand stilling Erica's protests.