serpinti
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]serpinti (belirtme hâli serpintiyi, çoğulu serpintiler)
- Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm.
- "Ali Rıza'nın ayaklarına kadar denizin serpintileri geliyordu." - Sait Faik Abasıyanık
- (yağmur) Damlacıkları tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar.
- eş anlamlısı: çilenti
- (mecaz) Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı.
- Radyasyon serpintisi.
Çekimleme
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "SERPİNTİ :"