sızdırmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]sızdırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi sızdırır)


- Azar azar akıtmak; sızırmak.
- Sızmasına yol açmak, sarhoş edip uyutmak.
- Son kadeh adamı sızdırdı.
- bir haberi veya sırrı duyurmak, yaymak
- 2018: Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 36 , Can Sanat Yayınları
- "Doktorumun yüzünde ilk defa keder sızdırmayan, dümdüz bir gülüş gördüm o gün."
- 2018: Ayfer Tunç, 2018, Âşıklar Delidir ya da Yazı Tura, sayfa 36 , Can Sanat Yayınları
- Bal, yağ vb.ni eritip süzerek temiz bir duruma getirmek; sızırmak.
- (mecaz) Gizlice sokmak.
- "Böyleyken efendilerini bırakmadılar ve onu iç kapıdan içeri sızdırdılar." - Necip Fazıl Kısakürek
Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "sızdırmak" maddesi