şerbetlenmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]şerbetlenmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi şerbetlenir)
- Pişmiş hamur tatlısına şerbet katılmak, şerbet verilmek; şuruplanmak:
- "Sıcak bir mercimek çorbası, havuç salatası, ekmeği bol bir tabak ızgara köfte, en arkada şerbetlenmiş tel kadayıfı öğünü tamamlar." - Tarık Dursun K
- (tarım) Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu verilmek:
- "Modern bir kuyudan motorla çekilen su, önce içinde gübre olan bir varile boşalır, burada şerbetlenir ve taşarak akmaya başlardı." - Dündar Aytar
- Meyve ve sebzenin daha çok tatlanması
- Bir de yeşil çam ağacının yanına kümelenmiş dut ağaçlarının -esnafın dut toplama merasiminden sonra- olgun, şerbetlenmiş tek tük dökülen taneleri.— Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 7, Alakarga Sanat Yayınları
- Bir yere şerbet bulaşması
- "Tepsiden başımı çektikten sonra da annem kuşkulanmasın diye hızla salona geçip bir yandan şerbetlenen elimi evdeki kedi gibi yalanıyor, bir yandan mecmuaları karıştırıyordum." - Nedret Gürcan
- (mecaz) Olumsuz bir etkene karşı etkilenmemeyi sağlayacak dirence sahip olmak
- (mecaz) Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasına karşı efsunlanmış olmak.
Kaynakça
[düzenle]Türk Dil Kurumuna göre "şerbetlenmek" maddesi