İçeriğe atla

şerbetlenmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

şerbetlenmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi şerbetlenir)

  1. Pişmiş hamur tatlısına şerbet katılmak, şerbet verilmek; şuruplanmak:
    • "Sıcak bir mercimek çorbası, havuç salatası, ekmeği bol bir tabak ızgara köfte, en arkada şerbetlenmiş tel kadayıfı öğünü tamamlar." - Tarık Dursun K
  2. (tarım) Tarımda toprağın verimini artırmak için bitkiye gübre suyu verilmek:
    • "Modern bir kuyudan motorla çekilen su, önce içinde gübre olan bir varile boşalır, burada şerbetlenir ve taşarak akmaya başlardı." - Dündar Aytar
  3. Meyve ve sebzenin daha çok tatlanması
    • Bir de yeşil çam ağacının yanına kümelenmiş dut ağaçlarının -esnafın dut toplama merasiminden sonra- olgun, şerbetlenmiş tek tük dökülen taneleri.
      — Meliha YILDIRIM, 2024, Remil, s. 7, Alakarga Sanat Yayınları
  4. Bir yere şerbet bulaşması
    • "Tepsiden başımı çektikten sonra da annem kuşkulanmasın diye hızla salona geçip bir yandan şerbetlenen elimi evdeki kedi gibi yalanıyor, bir yandan mecmuaları karıştırıyordum." - Nedret Gürcan
  5. (mecaz) Olumsuz bir etkene karşı etkilenmemeyi sağlayacak dirence sahip olmak
  6. (mecaz) Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasına karşı efsunlanmış olmak.

Kaynakça

[düzenle]

Türk Dil Kurumuna göre "şerbetlenmek" maddesi