uğur
Görünüm
| Ayrıca bakınız: Uğur |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]uğur (belirtme hâli uğuru, çoğulu uğurlar)
- Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı; sur, meymenet.
- Onlar da uğurlar dilediler, aralarında konuşmaya başladılar. - M. Ş. Esendal
- Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
- "Madam Carrot derhâl bunu gördü ve “uğurdur, uğurdur. Evime uğur getirdin Ekrem!” diye bağırmağa başladı." - Ali Ekrem Bolayır
- İyi nitelik; meymenet, kadem.
- hedef
- "Bu uğurda rahatlarını, servetlerini feda ederler, canlarını tehlikeye koyarlar." - Hüseyin Cahit Yalçın
- (halk ağzı) Yön
- (halk ağzı) Ön
- "Evlerinin uğru bakla / Al beni koynunda sakla" - Halk türküsü
- (Adana ağzı) Kıyı.
- (Adana ağzı) Yakın.
- (Kırklareli ağzı) Çizgi, hiza
- 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, sayfa 76 , Yordam Kitap
- "Her karığa tarak dişleri gibi bir uğurda yirmiotuz fidan dikeceksin."
- 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, sayfa 76 , Yordam Kitap
- (Kırklareli ağzı) Bölge.
- (yerler) (Bursa ağzı) Yelden, yağmurdan korunulacak yer.
- (zaman) (Balıkesir, Ordu ağzı) Zaman.
- (ağaçlar) (Balıkesir ağzı) Ceviz ağacı.
Ön ad
[düzenle]uğur (karşılaştırma daha uğur, üstünlük en uğur)
Çekimleme
[düzenle]uğur adının çekimi
Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]uğur getirmek, uğurlar ola! uğurlar olsun, uğurun açık olsun, uğrun Hakk'a olsun
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "uğur" maddesi
Türkmence
[düzenle]Ad
[düzenle]uğur
- Mecra, yatak, rota, yol
- Yön, cihet, istikâmet.
Kaynakça
[düzenle]- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.