İçeriğe atla

uğur

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Uğur

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe oğur

uğur (belirtme hâli uğuru, çoğulu uğurlar)

  1. Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı; sur, meymenet.
    • Onlar da uğurlar dilediler, aralarında konuşmaya başladılar. - M. Ş. Esendal
  2. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
    • "Madam Carrot derhâl bunu gördü ve “uğurdur, uğurdur. Evime uğur getirdin Ekrem!” diye bağırmağa başladı." - Ali Ekrem Bolayır
  3. İyi nitelik; meymenet, kadem.
  4. hedef
    • "Bu uğurda rahatlarını, servetlerini feda ederler, canlarını tehlikeye koyarlar." - Hüseyin Cahit Yalçın
  5. (halk ağzı) Yön
  6. (halk ağzı) Ön
    • "Evlerinin uğru bakla / Al beni koynunda sakla" - Halk türküsü
  7. (Adana ağzı) Kıyı.
  8. (Adana ağzı) Yakın.
  9. (Kırklareli ağzı) Çizgi, hiza
    • 2006: Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, sayfa 76 , Yordam Kitap
      "Her karığa tarak dişleri gibi bir uğurda yirmiotuz fidan dikeceksin."
  10. (Kırklareli ağzı) Bölge.
  11. (yerler) (Bursa ağzı) Yelden, yağmurdan korunulacak yer.
  12. (zaman) (Balıkesir, Ordu ağzı) Zaman.
  13. (ağaçlar) (Balıkesir ağzı) Ceviz ağacı.

Ön ad

[düzenle]

uğur (karşılaştırma daha uğur, üstünlük en uğur)

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

uğur getirmek, uğurlar ola! uğurlar olsun, uğurun açık olsun, uğrun Hakk'a olsun

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

uğur boncuğu, uğur böceği, uğur parası, uğru açık

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]


Türkmence

[düzenle]

uğur

  1. Mecra, yatak, rota, yol
  2. Yön, cihet, istikâmet.

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.