İçeriğe atla

kaçak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

kaçak (belirtme hâli kaçağı, çoğulu kaçaklar)

(ad): Arabanın yağ borusunda kaçak var. (1)
  1. bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı, kaçıntı
  2. gizlice kaçırılmış olan mal veya madde
    • Hâlbuki buraları ve hususuyla Anadolu’yu, kaçaktan mümkün mertebe muhafaza için bundan başka çare yoktur. - Mithat Cemal Kuntay
  3. (avcılık, kuşlar) av sırasında vurulamayan kuş
    • Malum a, kaçak diye avcının tüfeğinden kurtulmuş kuşlara denir. - Sermet Muhtar Alus

Çekimleme

[düzenle]
kişi tekil çoğul
1. tekil (benim)
yalın kaçağım kaçaklarım
belirtme kaçağımı kaçaklarımı
yönelme kaçağıma kaçaklarıma
bulunma kaçağımda kaçaklarımda
ayrılma kaçağımdan kaçaklarımdan
tamlayan kaçağımın kaçaklarımın
2. tekil (senin)
yalın kaçağın kaçakların
belirtme kaçağını kaçaklarını
yönelme kaçağına kaçaklarına
bulunma kaçağında kaçaklarında
ayrılma kaçağından kaçaklarından
tamlayan kaçağının kaçaklarının
3. tekil (onun)
yalın kaçağı kaçakları
belirtme kaçağını kaçaklarını
yönelme kaçağına kaçaklarına
bulunma kaçağında kaçaklarında
ayrılma kaçağından kaçaklarından
tamlayan kaçağının kaçaklarının
1. çoğul (bizim)
yalın kaçağımız kaçaklarımız
belirtme kaçağımızı kaçaklarımızı
yönelme kaçağımıza kaçaklarımıza
bulunma kaçağımızda kaçaklarımızda
ayrılma kaçağımızdan kaçaklarımızdan
tamlayan kaçağımızın kaçaklarımızın
2. çoğul (sizin)
yalın kaçağınız kaçaklarınız
belirtme kaçağınızı kaçaklarınızı
yönelme kaçağınıza kaçaklarınıza
bulunma kaçağınızda kaçaklarınızda
ayrılma kaçağınızdan kaçaklarınızdan
tamlayan kaçağınızın kaçaklarınızın
3. çoğul (onların)
yalın kaçağı kaçakları
belirtme kaçağını kaçaklarını
yönelme kaçağına kaçaklarına
bulunma kaçağında kaçaklarında
ayrılma kaçağından kaçaklarından
tamlayan kaçağının kaçaklarının

Deyimler

[düzenle]

kaçak güreşmek

Ön ad

[düzenle]

kaçak

(ön ad): Kaçak bir köleyi resmeden tablo (1)

(belirteç): Köle, başarılı olursa bundan sonraki hayatında hep kaçak yaşacacak. (1)

]]

(ön ad): Kaçak silahlar (2)
  1. bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan .
    • Vapurda bir de kaçak Rus ailesi var. - Aka Gündüz
  2. (suç) yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan.
    • 'Kaçak olarak gelmiş Amerikan, Japon, hatta Kızıl Çin eşyalarını satanlar açıkça bunların kaçak mal olduklarını bağırarak alıcı çekiyorlardı. - Aziz Nesin
  3. (suç) yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan.
    • Kaçak kat.

Belirteç

[düzenle]

kaçak

  1. yasalara, kurallara uymayarak gizli bir biçimde.
    • Bütün harp müddetince babası ile İsviçre'de kaçak yaşadı. - Aka Gündüz

Çeviriler

[düzenle]
isim

Kaynakça

[düzenle]