tutmak

Vikisözlük sitesinden
Atla: kullan, ara

Konu başlıkları

Türkçe [değiştir]

Lupa.pngEylem [değiştir]

Zaman Kişi Çekimli Eylem
Belirli Geçmiş ben tuttum
Belirsiz Geçmiş ben tutmuşum
Geniş Zaman ben tutarım
sen tutarsın
o tutar
Şimdiki Zaman ben tutuyorum
Gelecek Zaman ben tutacağım

Eylem çekimi

tutmak -ar

Ico libri.png Anlamlar

[1] nesneleri avuç içi ile kavramak
[2] yapışarak ya da sokularak çıkmaz olmak
[3] giyinmesine yardım etmek
[4] bir tümcede eylemden önce ve eylemin kipinde ya da ortaç durumunda kullanıldığında o eylemin anlattığı işin çok beklenmediği, umulmadığı ya da çok uygun düşmediği halde yapıldığını anlatır
[5] sunmak
[6] işgal etmek
[7] izlemek
[8] alıkoymak
[9] bırakmamak
[10] yönelmek
[11] kaplamak, sarmak, bürümek
[12] asılmak, çekmek
[13] bir kimsenin yerini almak
[14] elde bulundurmak, elle kavramak, ele almak
[15] ele geçirmek, yakalamak
[16] avlamak
[17] anlamak, farkına varmak
[18] yanında bulundurmak, alıkoymak
[19] özgürlüğünden yoksun edip bir yere kapamak, tevkif etmek
[20] kaplamak
[21] (kırağı, çiğ, kar için) bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak
[22] denetimi ve yetkisi altına almak
[23] desteklemek, birinden yana çıkmak
[24] benimsemek, beğenmek
[25] gereğini yapmak, yerine getirmek
[26] uygun gelmek, çelişmez olmak
[27] hizmetine almak ya da kiralamak
[28] (bir işe) herhangi bir anlayışla girişmek
[29] içine girmek; girişmek, yapmak
[30] kocası olmak
[31] dokunmak; etkisini göstermek
[32] (ilenç için) etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek
[33] (otobüs, vapur, uçak vb. için) Dokunmak, hasta etmek
[34] herhangi bir durumda kalmasını sağlamak
[35] ağrımak, sancımak, musallat olmak
[36] ulaşmak, varmak
[37] para toplamı...-e varmak
[38] uğramak
[39] herhangi bir durumda bulundurmak
[40] varsaymak, farz etmek
[41] hedef olarak almak
[42] alacağa (ya da vereceğe) saymak
[43] yaklaştırmak
[44] edinmek, peyda etmek
[45] kullanmak
[46] bağlamak
[47] başlamak.
[48] beklenen sonucu vermek
[49] iş görebilmek
[50] sürmek, zaman almak
[51] kayıt, zabıt, not sözcüklerine "etmek" anlamıyla yardımcı eylem olarak katılır

Nuvola apps bookcase2.png Örnekler

[2] Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu.
[3] Paltosunu tuttu.
[5] "Aptes aldıktan sonra bu kızcağız hemen karşısına koşmuş, gayet temiz, gayet beyaz, ütülü, mükemmel bir havlu tutmuş."
[6] "Ayakyolundaki muslukları aptes almak için bekleşenler tutmuşlardı."
[7][8][9][10][11][12]"Anlaşıldı, ben duvar diplerini tutup savuşabileceğim, ama sokağa ayağım alışık değil."
[13] "Anlaşıldı, ben duvar diplerini tutup savuşabileceğim, ama sokağa ayağım alışık değil."
[14] Ateşi tutma, elini yakar.
[15] Hırsızı tutmak.
[16] Kuş tutmak. Balık tutmak.
[17] Bir iki yalanını tuttum, çok korktu.
[18] Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım !
[19] Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım !
[20] Bu yazı iki sütun tutar.
[21] "Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları."
[22] Trafik polisi yolları tuttu.
[23] "Halk şunu tutar, bunu tutmaz diyenler yok mu, en büyük halk düşmanları onlar arasından çıkar."
[24] En tuttuğum romancılardan biridir kendisi.
[25] Sözünü tuttu.
[26] Bu söz ötekini tutuyor.
[27] "Avukat tutacak para nerde bizde bey?"
[28] Yapıyı geniş tuttu.
[29] "Askerden sonra ne iş tutacağını bilmemek kahrediyordu Yusuf'u."
[30] Arkadaşım onun kızkardeşini tutar.
[31] "Besbelli rakı tutmuyordu kendisini. Bir binliği çoktan yarıladığı halde, hâlâ hızını kaybetmemişti."
[32] "Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak."
[33] "Anlaşıldı, ben duvar diplerini tutup savuşabileceğim, ama sokağa ayağım alışık değil."
[34] "Anlaşıldı, ben duvar diplerini tutup savuşabileceğim, ama sokağa ayağım alışık değil."
[35] "...poker oynanıyor. Yenilirse kızıyor. Başı tutuyor, komşu doktorun hizmetçisini çağırıp çenesini ovduruyor."
[36] 0, şimdi köyü çoktan tutmuştur.
[37] Aldığım şeyler bir milyon tuttu.
[38] Vapur İzmir'i tutmayacakmış. Burasını rüzgâr tutmaz.
[39] Evini, üstünü temiz tutar.
[40] Tutalım ki senin bunda suçun yok...
[41] "Taşa tutarlarmış!... Umurumdaydı sanki! Allah'tan başka kimseden korkmam ben."
[42] On lirayı borcunuza tuttum.
[43] "Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar."
[44] Çocuğun yemeğine dikkat etmeli ki biraz et, can tutsun.
[45] Yaşmak tutmak. Ustura tutmak.
[46] "Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım."
[47] Küçüğünden tutunuz da en büyüğüne kadar...
[48] Aşı tutmuş. Dikilen ağaç tuttu.
[49] Eli ayağı tutarken...
[50] Bu iş iki saat tuttu.

Nuvola apps bookcase.svg Köken

[1] (Eski Türkçe)

Crystal Clear app Login Manager.png Deyimler

ağzıyla kuş tutmak
cin tutmak
eli ekmek tutmak
göz önünde tutmak
gözden ırak tutmak
ışık tutmak
mekân tutmak

Nuvola Turkish flag.svg Türk Dilleri



Türkmence [değiştir]

Lupa.pngEylem [değiştir]

Ico libri.png Anlamlar

[1] tutmak
[2] kavramak, yakalamak

Books-aj.svg aj ashton 01f.svg Kaynaklar

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.

Crystal Clear app internet.png Çeviriler