Tartışma:Kamâl

Vikisözlük sitesinden
Atla: kullan, ara
  • Kemal Atatürk veya Mustafa Kemal Atatürk veya Atatürk) için kullanılır. Aslı Kamâl Atatürk dür. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu için kullanılan özel isimdir. Atatürk aslında öztürkçecidir. Kemal ismini Kamâl olarak değiştirerek öztürkçe isim almaktadır.Bu amaçla Mustafa isminide almamaktadır. Sanıldığının aksine Atatürk Kemal Öz diye bir isim almamıştır.İfadede Kemal Öz Adlı deniyor yani öz adı- asıl adı Kemal olan denmek isteniyor.

KEMAL ÖZ ADLI CÜMHUR REİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN[değiştir]

KEMAL ÖZ ADLI CÜMHUR REİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN 
   Kanun Numarası : 2587
   Kabul Tarihi : 24/11/1934
   Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi : 27/11/1934
   Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı : 2865
   Madde 1 -Kemal öz adlı Cümhur Reisimize Atatürk soyadı verilmiştir.
   Madde 2 - Bu kanun tarihinden muteberdir.
   Madde 3 - Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.


Kemal öz adlı cümhür reisimize verilen soyadı hakkında kanun Bu köken ve çalışma bilgisinin patent hakkı Kaymakam Eyüp Sabri Kartal'a ait olup ilk kez onun tarafından bilgi olarak sunulmaktadır. Bu bilgi sınırlı telif hakkı olup devri olup kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Atatürk 'ün Seri Noları Ardıl olan Hüviyetleri[değiştir]

âl sancak ile al sancak arasındaki fark[değiştir]

(Aşağıdaki bilgilerin patent hakkı sınırlı telif hakkı devri kapsamında yapısal dilci Kaymakam Eyüp Sabri Kartal'ın görüşleri olduğu belirtilerek alıntılanabilir.)-- 3210  (T) 04:47, 29 Eylül 2007 (UTC) Türkçede âl sancak ile al sancak arasında bence çok fark var. birisi al işte sana sancak diğeri ise âllanmış kırmızılanmış sancaktır. İstiklal marşında da böyle geçer belki alsancak maddesini buraya yönlendirmek lazımdır. Kamâl ile Kamal arasındaki fark gibi fark vardır. âl para mor para ile al para çok farklıdır.Birisi renk anlatırken diğeri emir kipini anlatır.-- 3210  (T) 21:33, 25 Eylül 2007 (UTC)

Türkçe de "âl" olarak bir kelime yok. Bu konuda TDK yeterli bir kaynaktır. kırmızı anlamında al ile almak fiilinin emir kipi al arasında yazılış ve okunuş olarak da fark yok. TDK nın eksikleri olsada lütfen bu kadar muhalif bir anlayışta çalışma yapmayalım. Bizim için değerli olan Türkçe dir. Arapça ve Farsça ağırlıklı kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırmaya çalışmanın bir anlamı yok. Mevcut Türkçe yi beğenmiyorsun ama tek alternatif olarak kendi görüşlerini öne sürüyorsun. Bu bilgileri tarafsız Türkiye Türkçe si olarak görmek mümkün değil. Belki Osmanlıca da "âl" olabilir. --Viki 07:19, 26 Eylül 2007 (UTC)
Türkçe de "âl" olarak bir kelime var üstelik teleffuzuda farklı. Türkçe de "âl" ın teleffuzu daha ince ve ağızın daha ortalarına yakın bir "l" harfi ile teleffuz edilir. Birde Türkçe de "al" var ki almak emir kipinde vardır.

Rumeli Kayı(kai) Türkçesinde de "âl"lı yemeni veya "âl" bayrak derken ince dudaklar geriye hatta nefes az içeri doğru çekilir. "Al" derken; nefes durur, dil arkadan yukarı doğru eğrilerek üst dile temas ederek daha tok ses çıkar. Asya ülkelerinde hala öyle teleffuz edilir. Yani Türkçe de "âl" ile "al" kelimesi arasında yazılışta ve okunuşta, teleffuzda hatta duygulanışta bile fark vardır. Maalesef bizde dil üzerine eğitim verenler ve konuşanların anasının babasının ana dili türkçe olmadığı için iki al'ıda aynı zannederler. Maalesef bizde Atatürkçü olmayanlar ama Atatürkçülük ten geçinenler Atatürk'ün mirası inceltme işareti şapkayı kaldırır. Hem de Kemal isminden kaldırırlar, hatırasına asygısızlık ederek. Neden saygı göstermezler, Atatürk'ün kendine aldığı nüfus cüzdanına hayret ederim. Maalesef bizde saygı yok ,saygı ve nezaket yok. Atamız adını değiştiriyor, bizimkiler yaa galiba nüfus memuru hata yaptı, galiba geçici kullandı. yok öyle değil kale anlamına gelir gibi ipe sapa gelmez atmasyonlar yaparlar. Ben bir zamanlar bir ADD il başkanı görmüştüm, ilçeden bir ADDci beni Atatürk'ün akrabası diye tanıtınca şaşırdı yüzüme baktı , arkadaş bak nasıl benziyor deyince, bu sefer o sahtekar Atatürkçü hemen yılışarak "üj-bej" demeye başladı. Güya Atatürk türkçe konuşmuyor demek istedi. Dedim ki ona; senin üç-beş yerine o "üj-bej" dediğini oranın çingeneleri söyler ,ana dilleri farklı olduğu için çingeneler üç-beş diyemezler üj-bej derler dedim. Sizin Atatürkçülüğünüz; geçinme tarzında Atatürkçülük, olma tarzında Atatürkçülük değil, deyince bozuldu. İşte bizde maalesef böyle sahtekar Atatükçüler vardır.

Bizde nesnel ve evrensel dil eğitimi maalesef vermezler, veremezler. Üniversitelerde bile özne yüklem türkçesi anlatılır. (buna benim okuduğum ve dilcilik açısından en kaliteli olması gereken siyasal bilgiler fakültesi de dahildir.)

Doğal dilcilik , tarihsel dilcilik , yapısal dilcilik vs nedir ayırdına bile varamazlar. Dünyanın yaşayan veya ölmüş en meşhur iki dilcisini söyle desen dilcilerin %99.9 undan fazlası bir kelime söyleyemez. Comenius kim? desen tanımaz. Tanıyanı da bırak ya papaz der, geçer. Türkiye de adına proğramlar tertip edildiğini bilmez. Hatta adına resmi ulusal ajans kurulduğunu bilmez. Buna da Laik olamayıp laiklikçilikten geçinenlerin sesi bile çıkmaz. Kazım efendi kim? desen o osmanlıca yazardı Türkçe değil der. Ülkemizde ilk basılan sözlüğümüz nedir? de bilmem, der. Atatürk desen, o eskiden osmanlıca yazardı. Sonradan ahir ömründe türkçe yazmaya başladı, der. Hatta ahir ömründeki yazdıklarına bile anlaşılmaz şekilde osmanlıca der bakma zahmetine bile katlanmaz. Hatta anlayamadığı Atatürk'ün kendi adını düzeltmesini bile kabul etmez. Türkçede bu yok der, geçer'. Üstelik bunu Atatürkçülük akımının ne zaman ortaya çıktığı tanımı ve tarihçesi üzerine tartışma çıkarıp taslak maddedeki ampirik ve nesnel ifadeleri çirkin diye niteledikleri zamanda yaparlar.

Viki,
Bizim için değerli olan Türkçe dir. Arapça ve Farsça ağırlıklı kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırmaya çalışmanın bir anlamı yok. diyorsun. Sanki Osmanlıca diye Türkçe olmayan bir dil varmış gibi. bunu yukarıda Osmanlıca bahsinde tartışmıştık, Lafı uzatmadan oraya atıf yapayım. Diğer iddian Belki Osmanlıca da "âl" olabilir , iddiası ise; Kamâl ismini kendine veren Atatürk ismi karşısında hem Türkçe hem de Atatürkçülük adına hepten yanlış bir belki kullanımıdır. Bu kadar öz be öz türkçe olan bir kelimeyi orjinal haliyle kullanmayı önermek neden "Arapça ve Farsça kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırma" diye yazdığınız ifadenizde kasıt nedir?

[Yoksa [Kamâl]] veya âl kelimelerinde inceltme işareti olduğu için onları arapça veya farsça mı zannediyorsunuz?

Hayır o arapça farsça zannetttiğniz kelimeler öz be öz Türkçe kelimelerdir. Arapça ve farsça değildir. Eğer siz Kamâl yerine Kemal derseniz Atatürk'e azap etmiş olursunuz . Hele o Kamâl deki uzatmadan dolayı "Atatürk, arapça ve farsça canlandırılıyor" derseniz, Atatürke saygısızlık ve onun mirasına hakaret etmiş olursunuz. Sizin iddianızın tersine Atatürk anasının babasın verdiği arapça Mustafa adını hatta öğretmenin verdiği Kemal adını bile arapça diye terk etmiştir. Atatürk Kamâl âl uzatmasıyla arapça farsça kelimeyi canlandırmaya çalışmadı. Tam tersine öz türkçe bir kelimeyi canlandırmaya çalıştı.:::Zaten 29 harf yetersiz bir de inceltme kalkarsa yandı türkçem, gitti gül keten helvası.Türkçe de kâr ile kar ne kadar farklı şeyler. Hayret ne garip şeyler tartışıyoruz.
Keşke bize IPA kodlarını okullarda öğretselerdi Özlem yüklem sıfat gibi her sene tümcenin öğelerini öğretmek yerine keşke bize Ipa kodlarını öğretselerdi. Orta okul ve liselerde İngilizce sözlüklere bakarken teleffuz kısımlarına daha anlamlı bakardık. Daha rahat lisan öğrenirdik. daha yazacak çok şey var,ama vakit dar, çokda konuşmak zarar. Bu kadar yazışma bence karar. İyilikle kalın.-- 3210  (T) 03:05, 28 Eylül 2007 (UTC)


Atatürk'ün bir dönem bu adı kullandığı ve nüfus cüzdanında yer aldığı doğru. Fakat sonra tekrar Kemal adını kullanmaya devam etmiştir. ([1]) Resmi kayıtlarda da Kemal geçer ([2]) --Viki 07:12, 22 Eylül 2007 (UTC)
Kemal adını hiç kullanmadı nüfus cüzdanları seri noları ardıl olduğuna göre hemen istediği isme tahvil ettirdi.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adam adlı eserindeki değerlendirmesi[değiştir]

"Türkçeleştirme hareketleri sırasında, bir aralık 'Kemal' adını, 'Kamâl' gibi kullanma hareketleri görüldü. Buradaki Kamâl kelimesi galiba kale manasına alınıyordu."

galiba kale anlamına geliyor da ne demek? böyle dilcilik olur mu?-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Paris Üniversitesi Antropoloji mezunu Sevim Erdem değerlendirmesi[değiştir]

, bu konuyu araştırdığını söylüyor ve Atatürk'ün, Kamâl adını, kendisinin kamuya mal olduğundan dolayı kullandığını iddia ediyor. [Kaynak yok?]Erdem, bu konuda "Atatürk Dil Bayramı'nı ilân ettiği zaman, 'Ben bütün devrimleri Dil Bayramı için yaptım.' demiş ve bunu Nutuk'ta yazmıştı. Bu dönemde yurt dışından elçiler geliyor ve Atatürk onları 4 ayrı Türkçe'yle karşılıyor. 4 ayrı Türk lehçesi konuşuyor onlarla. Atatürk, o dönemde bir kaos içinde. Ne yapacağını bilemiyordu." diyor.

"Kamâl adını, kendisinin kamuya mal olduğundan dolayı kullandı". Bu ne demek ?böyle di,lcilik mi olur.

Konu ile ilgili iki sav bulunduğunu belirten Erdem, Güneş Dil Teorisi'ne göre Kamâl'ın 'Kemal' şeklinde okunduğunu belirterek şunları söyledi:

Güneş Dil Teorisi'ne göre Kamâl'ın 'Kemal' şeklinde okunduğuda ne demek? Neden çıktı öyle okuma? kaynak belirtilmelidir.

"Matematik öğretmeni, ona Kemal adını verdiyse eğer, Güneş Dil Teorisi'ne göre bu Kemal okunamaz, Kamâl şeklinde okunur. Adı, Kamâl diye okunduğu için nüfus cüzdanında da Kamâl olarak yazılıdır. Bu birinci savdır. İkinci sava gelince, Atatürk'e Kemal adını öğretmeni verdiyse bile, ailesinin verdiği Mustafa adı nüfus cüzdanında yok. Atatürk, Mustafa adını, Arapça kökenli olduğu ve Türk dilini arılaştırmak istediği için nüfus cüzdanından çıkartmıştır. Kemal adını 'Kemale ermekten geliyor ve yaşarken kemale erilmez.' şeklinde yorumlayıp kendi adını kamuya mal olan 'Kamâl' olarak değiştirdiği şaibesi var. Soyadı Atatürk, Türk'ün atası; Kamâl da, kamuya mal olmak demektir. Buna göre kendisini, kamuya mal olan Türk'ün atası olarak adlandırdığı ve bu sebeple Mustafa adını sildiği şaibesi söz konusu!"

Kamâl da, kamuya mal olmak demektir bu nasıl yorum . Kaynak nerde? Dilcilik zan tahmi,n mi kamuyla ne alakası var.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bahaeddin Yeniyıldız değerlendirmesi[değiştir]

Atatürk'ün, Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için adını Kamâl olarak kullandığını, fakat sonradan bundan vazgeçtiğini söyledi.

Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için kemal kamal mı yazılıyor. Bu değerlendirme de açıkçası dayanaksızdır. Terkettiği nerden çıkyor. Bu mu kaynaklı bilim adamlığı-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Yeniyıldız, Atatürk'ün bir dönem Güneş Dil Teorisi'ni ortaya attığını belirterek şöyle dedi: "Atatürk'ün dil devriminde, önce bir tasfiyecilik hareketi yaşanmıştır. Fakat bu hareketin dili çıkmaza soktuğunu gören Atatürk, Güneş Dil Teorisi'ni ortaya atmıştır. Bu teori, bütün dillerin Türkçe'den çıktığını iddia eder. Türkçe'deki yabancı kökenli kelimelerin aslında Türkçe olduğunu iddia etme ve böylece bunları koruma amacını taşımaktadır. İşte bu çalışmalar sırasında bir ara Atatürk, adını Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için Kamâl olarak kullanmıştır. Fakat sonradan vazgeçmiştir."

vazgeçtiğine delil nedir? Bu zanlardan ibaret bir teori.-- 3210  (T) 23:02, 25 Eylül 2007 (UTC)

Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ramazan Şeşen de[değiştir]

, Atatürk'ün bir dönem Kamâl adını kullandığı iddialarını doğruladı. Şeşen, 1932'den sonraki sadeleştirme cereyanının etkisiyle bir ara arı Türkçe ifadeler kullanılmaya başlandığını; Atatürk'ün buna uygun olarak Kemal ismini Kamâl (kale?) olarak değiştirdiğini ifade etti. Şeşen, "İsveç Kralı'nın ziyareti münasebetiyle yaptığı konuşma buna örnektir. Atatürk buna uygun olarak adındaki 'Kemal' ismini 'Kamâl' (kale) olarak değiştirmiştir. Kısa bir zaman sonra bu işin yanlışlığının farkına vararak konuşmalarında yeniden halkın kullandığı Türkçe'yi kullanmaya ve adını tekrar Kemal olarak yazmaya devam etmiştir." dedi.

Bu kale anlamı da nerden şevket süreyya galiba diyor, bu amcalar bunu kale anlamında diye alıyor. Demek dilci olmayandan tarihçide olmuyor-- 3210  (T) 04:53, 28 Eylül 2007 (UTC)

Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. Mevlüt Çelebi ise[değiştir]

, Kemal/Kamâl ayırımının Atatürk'ün dil devrimi çalışmaları çerçevesinde yapılan bir değişiklik olduğunu belirterek, "Atatürk 'ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır' düşüncesiyle yola çıkarak, dil alanında da önemli yenilikler yapmıştır." diye konuştu.

Güneş Dil Teorisi üzerinde duran Çelebi, bu teorinin iki temel hedefi bulunduğunu belirterek bu hedeflerden birinin Türkçe'nin geçmişinin ortaya çıkarılması; diğerinin ise Arapça, Farsça ve daha sonra da Fransızca'nın etkisinde kalmış olan Türkçe'nin sadeleştirilmesi olduğunu söyledi. "Dil devriminde Türk kültürünün önemli kaynakları olan Divan-ı Lugatit Türk ve Kutadgu Bilig gibi eserlerdeki Türkçe kelimelerden faydalanılmıştır. Bunlardaki Türkçe kelimelerin, atılacak yabancı kelimeler yerine kullanılmasına öncelik verilmiştir." diyen Çelebi, şöyle devam etti:

"1932-1937 arasında yoğun olarak yapılan, Türkçe'nin devlet eliyle sadeleştirilmesi çalışmalarında, Atatürk'ün Kemal olan ismi de Türkçeleştirilmek niyetiyle Kamâl olarak değiştirilmiştir.

Bazı Gazeteler Kemal yerine Kamâl'ı kullanmayı tercih etmiştir. 1932-1935 arasında yayımlanmış bazı kitaplarda da Kamâl'ı görmek mümkündür.[değiştir]

Ancak bu uygulama kısa sürmüştür."

Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Tuncay,[değiştir]

1978 yılında ' Toplum ve Bilim ' dergisindeki 'Atatürk'e Nasıl Bakmak' adlı makalesinde şöyle diyor: "Atatürk özel bir yasayla bu soyadını alıncaya değin Cumhuriyet'in tek gazisi olarak 'Gazi M. Kemal' diye imza attı. 'Kemal' ikinci adını, askerî okuldayken bir öğretmeni takmıştı. Soyadını aldıktan sonra, Atatürk 'Mustafa'yı bıraktı. Kemal'i ilk adı olarak kullandı. Daha sonra Dil Devrimi'nde bunu da değiştirdi.

Anadolu Ajansı'nın 4 Şubat 1935 tarihli bir bülteninde şu açıklama vardır:Bu daha açıklayıcı ve realistik[değiştir]

"İstihbaratımıza nazaran, Atatürk'ün taşıdığı Kamâl adı Arapça bir kelime olmadığı gibi Arapça Kemâl kelimesinin delâlet ettiği mânâda da değildir. Atatürk'ün muhafaza edilen özadı, Türkçe 'ordu ve kale' mânâsında olan Kamâl'dır. Son 'â' üstündeki tahfif işareti 'l'i yumuşattığı için, telâffuz hemen hemen Arapça telâffuz 'Kemâl' telâffuzuna yaklaşır.

Arapça olmadığı doğru ama kale veya ordu manası çok anlamsız ve mesnetsiz.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Güneş Dil Teorisi'yle belki yine 'Kemal'e dönüştürülmüştür; ama onu saptayamadım."

'Kamâl, nüfus memurunun hatası'

Buda mesnetsiz ve atma bir bilgi. Evet Kemal yazımı nüfus memuru hatası, ama Kamâl isminde hata yok.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Saray ise[değiştir]

, "Atatürk'ün adının Kamâl şeklinde yazılması, nüfus memurunun hatasıdır." diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dilde devrim olmaz; dilde sadeleştirme olacaktır. Atatürk, dil devriminde yanlış bir adım attı. Dil sadeleşsin diye yeni kelimelerle dil devrimini başlattı. Konuşmalarında yeni kelimeleri kullandı. Halk bunu yeni bir dil zannedince Atatürk bundan vazgeçti. Daha sonra Güneş Dil Teorisi çıktı. Yani her yeni kelimenin Türkçe kökenli olduğu ispat edilmeye çalışıldı. Dil devrimini kademe kademe yapmalıydık. Dili halk yaşatır. Dil tabiî seyrinde kendi rayına oturmalı."

Buda mesnetsiz ve atma bir bilgi. Evet Kemal yazımı nüfus memuru hatası, ama Kamâl isminde hata yok.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Kemal Kara'nın "Liseler İçin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük" kitabının 88. sayfasında[değiştir]

"Soyadı Kanunu'nun Kabulü" başlıklı konusunda, Atatürk'ün hüviyet cüzdanına da yer verilmiştir. Burada Atatürk'ün adı 'Kamâl' olarak yazılıdır ve Mustafa adı geçmemektedir.

Bu doğru bilgi ve bunu yabancı kaynaklar doğruluyor. [3]

Atatürk'ün Hüviyetinde neden Mustafa ismi yok?[değiştir]

Neden Atatürk'ün nüfus cüzdanında adı sadece Kamâl olarak geçiyor? Oysa ailesinin ona verdiği ad Kamâl değil, Mustafa'ydı. Ama bu ad Atatürk'ün nüfus cüzdanında yok. Bu da araştırılması gereken ayrı bir konu.([4])

(NOT:Yukardaki alıntı ve soru İstanbul üniversitesinden alıntılanmış olup kaynak olarak kullanıcı:viki tarafından yukarıda link verilmes üzerine ara maddeler halinde açıklanması için konmuştur.)

Sanırım Atatürk'ün Mustafa ismini almasının gerekçesi basit; Atatürk öztürkçecidir. Herşeyi öz türkçeleştiriyor. Arapça olanların yerine öz türkçe isimler buluyor. Uymuyorsa Mustafa isminde olduğu gibi arapça isimleri kaldırıyor. Kemal ismide arapçadır onuda Kamâl olarak değiştiriyor. Her yörük gibi o da sürekli değişim taraftarı. Hem mekanını, hem de adını hem herşeyini değiştiriyor. Bendeniz dahi hem adımı hem soyadımı değiştirmişimdir. Bu bence Debrelilerin genetik yapılarından ve değişikliği çok sevmelerinden kaynaklanmaktadır.-- 3210  (T) 21:46, 26 Eylül 2007 (UTC)

Dilbilgisi[değiştir]

Türkçemizde sıfat özneden veya nesneden önce gelir. kızıl şaman demek istersek "ALKAM" dememiz gerekir. "al" kırmızı, "kam" şaman. TDK ya verilen sorgulamada Türkçemizde "kamal" sözcüğü yoktur.